Ana Sayfa Site Ağacı Arama İletişim

Malatyadan Görüntüler

Hıdrellez Bahar Bayramı

Hıdrellez Bahar Bayramını 6 Mayıs Cuma günü kutluyoruz. Bayrama ilişkin olarak İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcımız Mehmet Kazancı bir yazı kaleme aldı.

HIDRELLEZ BAHAR BAYRAMI

Bütün Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlarımızdan olan Hıdrellez; Hızır ve İlyas (a.s)’in her bahar başlangıcı buluşarak sohbet ettiklerine inanılan Miladi 6 Mayıs, Rumi 23 Nisan’a rastlayan güne verilen isimdir. Ruz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak adlandırılan bu gün halk ağzında Hızır ve İlyas sözcüklerinin birleşmesiyle “Hıdrellez” şeklini almıştır. Gelenek, görenek ve inanışlarımızın nesilden nesile aktarılarak yaşanması ve yaşatılması sureti ile ortak bir şuurun oluşması sağlanır. Bu bayram, herkesin aktif olarak katılıp kutladığı bir bayram olarak karşımıza çıkmaktadır.

İlk çağlara bir göz atıldığında, Orta Asya, Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz çevresi ülkelerde bazı Tanrılar adına birtakım ayinler yapıldığı bilinmektedir. Orta Asya’daki Türklerin mevsimlik bayramları hakkındaki bilgileri Çin kaynaklarından öğrenmekteyiz. III. Yüzyılda Çin kaynaklarında Türklerin bahar bayramlarından bahsedilir. Göğe ve yere kurbanlar sunulur. At koşturulur (cirit, gökböri oynanır), ağaç ve koruluk etrafında dönülür. Her yıl ecdat mağaralarında yılın beşinci yarısında Tanrı’ya kurban kesilir. Kımız içilir, ayak topu oynanır, şarkılar söylenir. Yılın birinci, beşinci ve dokuzuncu aylarında Türklerin bayramları olduğunu, yılın beşinci ayındaki bayramın en önemli bayramı olduğunu, bu bayram şenliklerine halkla birlikte hakanın da katıldığı bilinmektedir.

Orta Asya’da Türklerin İslamiyetle birlikte Hıdrellez şenlik ve törenlerini İslamileştirerek yaşattıklarını görmekteyiz. XVI. Yüzyılda Türkistanlı Hazinȋ, Cevȃhirü’l-Ebrar’ında Maveraünnehir bölgesinde her yıl Hızır – İlyas buluşması şerefine şenlikler yapıldığını “Ol sebepten Kubbettu’l İslam Buhara ve Arusu’l İslam Semerkant şehrinde vesair bilad-ı Maveraünnehir’de şenlik idüp, büyük bayram iderler. Mülakat-ı şerifleri içün avamm ve havass muanaka ve musafaha iderler.” (Bu sebeple, İslam’ın kubbesi hükmündeki Buhara ve İslam’ın çiçeği-gülü Semerkant şehrinde ve diğer Maveraünnehir’deki beldelerde şenlik yapıp, bayram ederler. Şerefli sohbetler için halk ve seçkinler buluşup, sarmaş dolaş olup tokalaşarak halleşirler,) diyerek haber veriyor. Buradan da anlaşılıyor ki, Orta Asya’da İslami dönemde bizdeki Hıdrellez şenlik ve merasimleri gibi şenlikler yapıldığı görülmektedir. Bahar ve yaz aylarında kutlanan bu tür eski geleneklere İslami bir kimliğin verildiği de bilinmektedir.

Hıdrellez törenleri Anadolu Selçukluları zamanında gelenekselleşmiştir. İslami açıdan sakınca bulunmadığını ünlü Osmanlı Şeyhülislamı Ebu Suud Efendi fetvasında,” Hızır-İlyas (Hıdrellez) günü gezinti ve eğlenceye çıkan Müslümanlar, özel olarak bugüne saygı olsun diye bunu yapıyorlarsa bir mahzuru yoktur,” demiştir.
Anadolu ve Anadolu dışındaki Türkler arasında Hıdrellez çok canlı ve görkemli bir şekilde kutlamalara devam etmektedir. Efsane İslam öncesi ve İslam sonrası motiflerle doludur. Belki kutlamalarda küçük nüans farkı olabilir, lakin değerli ve çok önemlidir.

Kur-an’da El-Kehf suresinin 60-82 ayetinde Hz. Musa ile ona kılavuzluk eden Hızır arasında geçen olayları ele alır. Taberi tarihinde de öyküde geçen kişinin Hızır olduğu belirtilir.

Hızır-İlyas, sıkıntıya düşüldüğünde yardım istenen, gerçekleşmesi için de çeşitli etkinliklere başvurulan, insanüstü manevi bir güç olmuştur.

Hızır, bütün ihtimallerin tükenip çaresiz kalındığında yardıma çağrılan, çağrıldığında da muhakkak geleceğine inanılan, sonsuz güce sahip semavi bir kurtarıcıdır. Ülkemizde Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşar. Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik getirir. Dertlilere derman, hastalara şifa verir. Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların güçlenmesini sağlar. İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder. Uğur ve kısmet sembolüdür. Mucize ve keramet sahibidir. “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.”, “Hızır gibi yetişti.” vb. atasözlerimiz ve deyimlerimiz bu halk inancımızın veciz bir ifadesidir.

Malatya şehir merkezinde Hıdrellezle ilgili anlayışa göre Hızır ile İlyas Peygamber 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a , bazen de 6 Mayısı 7 Mayısa bağlayan gece gül ağacı altında buluşup, hasret gidermek için yeryüzüne inerlermiş. Bu buluşma gecesinde dilekte bulunan insanların istekleri kabul olurmuş.

Bu kutlamalar il merkezinde bulunan Kernek Parkı’nda yapılır. Parka gelenler genellikle kadın ve kızlar, hazırladıkları dilek kâğıtları, tahıl taneleri, tuğla, gelin teli, boncuk, para, mum, bisküvi, içli köfte, gofret, leblebi, leblebi şekeri gibi şeyleri de yanlarında getirirler. Akşam namazıyla yatsı namazı arasında dilek kâğıtlarını parkın yanından geçen suya atarlar. Çok istenen dilek bir kâğıda yazılır veya resimle ifade edilir.

Tahıl tanelerini bereket için ve niyet boncuklarını niyetlerini gerçekleşmesi ümidiyle toprağa gömerler. Gül ağacına bez bağlarlar, ev istiyorlarsa tuğla bırakırlar, parayı da gül dalına bırakırlar ki zengin olalar. Dileklerin olması için avuçlarına aldıkları kırk buğday tanesini üç İhlâs, bir Fatiha okuyarak tek tek suya bırakırlar. Genelde gelenler Kernek Parkı havuzunun etrafında üç ya da yedi defa döner ve mum yakarlar. Bir önceki yılda dilekleri olanlar, yanlarında getirdikleri bisküvi, gofret, çikolata, leblebi, leblebi şekeri gibi yiyecekleri orada bulunanlara ikram ederler.

Malatya merkez dışında ilçelerde ve bazı beldelerde Hıdrellez geleneğine dair inançların uygulamalarını görebilmekteyiz.

Sonuç olarak, Hıdrellez çok eski bir geleneğin günümüzde de törenlerle kutlanan bir örneğidir. Hıdrellez halkın ortak duygu ve düşüncesini dile getiren, Türk kültürünün korunup yaşatılması bakımından önemli mevsimlik bayramlarımızdandır. Bu ve benzeri bayramlar insanları bir araya getirerek, onlar arasındaki aidiyet duygusunu güçlendirir. Farklı isim ve zamanlarda kutlansa da Hıdrellez motiflerini pek çok yerde görmek mümkündür. Baharla doğanın canlanması, insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Bu algılama, genel bir kabul görerek evrensel bir nitelik kazanmıştır.

Kaynakça:
OCAK, Ahmet Yaşar (1990), İslam ve Türk İnançlarında Hızır Yahut İlyas Kültü
İZGİ, Özkan (1989), Çin Elçisi Yen-Te’nin Uygur Seyahatnamesi, TTK Yayınları,
ANKARA
Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar’da Geleneksel Festivaller ve Eğlenceler, (1978), İÜEF
ÖNAL, Mehmet Naci, Muğla’da Hıdırellez Bayramı
İNAN, Abdülkadir (1992), Manas Destanı, MEB Yayınları, İSTANBUL
ŞAHİN Hüseyin, Malatya’da Hıdırellez – Hızır Geleneği ve Bu Geleneğin Türk
Dünyasındaki Yeri, Folklor Araştırmacısı






Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 3300 kez gösterilmiştir.